Çocuğun Anneden Bağımsız Olma Sürecinde Gelişen Sorumluluk

ANNEDEN BAĞIMSIZ OLMA SÜRECİNDE GELİŞEN SORUMLULUK

’Lacan’da bebek doğum sürecinden sonra anaya bağlı bir yaşam sürdürmektedir, bebeğe göre kendisi ve annesi arasında bir fark, ayrım yoktur, anne ve bebek bu anlamda bir tümlüktür. Bu süreçte bebek gereksinimleri tarafından güdülenir. Yeme, içme, güvenlik, rahat etme vb. gibi gereksinimler karşılanabilir ve tatmin edilebilirler ve bu “nesne”ler ile gerçekleştirilebilir. Bu dönemde bebek, kendisi ve gereksindiği nesneler   arasında   bir   fark   tanımaz,   o da nesneler   dünyasının   bir   parçasıdır. Bu süreçte gereksinimler ve onları   karşılayan   nesneler   vardır.   Çocuğun   içinde yaşadığı bu “doğal” durumun değişmesi gerekir, çocuk bir şekilde kültürel düzene sokulmalıdır. Kültürel alana girmek için çocuğun anneden kopması ve ayrı bir kendilik olarak varolması gerekir. Bu ayrılma aynı zamanda bir “kayıp” yaratır. Çocuk kendisi ile annesi arasındaki farkı anladığında bireyselleşmiş bir varlık haline gelir. Bunun sonucu olarak doğal sürecin vermiş olduğu ilksel birlik(güvenlik) duygusunu yitirir. Böylelikle bir daha hiçbir zaman geri alamayacağı bir şeyi kaybeder, kültür alanına giriş doğal birlik, ayrımlaşmamışlık duygusunu kaybetmekle mümkündür. ’’

Bu güvenlik duygusunun yitiminin ardındaki dönemde çocukların artık konuşabildiği, kendisini ifade etmeye çalıştığı, becerilerinin yeteneklerinin oluştuğu görülür. Artık sorumluluk  almaya  başlayabilir.  Bu,  ebeveynin  çocuğun  alanına  girmemesi  ile mümkün olur. Eğer ebeveyn çocuğun yerine konuşuyor, tüm ihtiyaçlarını karşılıyor çocuğun yapabileceklerini yapmasına izin vermeden alanına giriyorsa çocuk annesi ile arasındaki farkı anlamada karmaşa yaşar. Çocuğun istediği nesnenin olmaması ve yitik olması sonrası dil ile ifade başlar. Bu sebeple ebeveyn olarak ‘’tamamlamamak’’, ‘’eksikliğin’’ farkını anlamasına sebep olur.

Yaş gruplarına göre 1,5-3 yaş arası yani tuvalet eğitiminin verildiği ve çocuğun dışkısını artık kontrol edebilir  olduğu  bu  dönemde  çocuklar  edilgenden  bağımsıza  geçmektedir.  Bu dönemde çocuk;

  • Yemeğini  kendisi  yemek  ister  ve  bu  konuda  ısrarcı  olabilir,  buna  fırsat verilmelidir.
  • Oynayacağı oyuncakları seçebilir, dağıttıklarını toplayabilir.
  • Basit kıyafetleri giyip çıkarma çabası beceri kazanmasına olanak sağlar.
  • İstediklerini  ifade  etmesine  olanak  sağlanmalı,  seçim  yapmasına  fırsat sunulmalı, fikri sorulmalıdır. Böylece karar verme yetenekleri de gelişecektir.
  • Duygularını ifade etmesi için alan açılmalıdır.
  • Tuvalet eğitimine zorlanmamalıdır.
  • Ebeveynin sabırlı olması gerekir.
  • Anlıyor olsak bile duygularını, düşüncelerini ifade etmesi için beklemek gerekir.
  • ‘’Çocuğun yerine’’ onun yapabileceklerini yapmamak gerekir, çabası değerli olacaktır.
  • Evde görev paylaşımı yapılabilir.
  • Küçük nesneleri toplayabilir, gösterilince daire şekli çizebilir, kitap sayfalarını tek tek çevirebilir, basit resimler yapabilir, Legolarla oynayabilirler.
  • Tek başına merdiven çıkabilirler, tek ayak üzerinde 1-2 saniye durabilirler, çift ayak zıplayabilirler, düşmeden koşabilirler.
  • Eylem   cümlelerini   algılar   ve   uygulayabilirler,   renkleri   tanıyabilirler,   farklı nesnelerden    istediklerini  seçebilirler, büyük ve  küçük     kavramlarını algılayabilirler.
  • 4-6 yaş arası dönem çocuğun cinsel kimliğini kazandığı dönemdir.’’Çocuğun bedenini tanıması ve kontrol altına alması bu dönemde önem taşır. Cinsel organa ve cinsel ilişkiye  merakı  artar  ve  çocuğun  organlarıyla  oynama  gibi  davranışlar  sergilediği gözlemlenebilir.  Ayrıca  çocuklarda  karşı  cinsten  olan  ebeveyne  karşı  düşkünlük vardır.’’Bu   dönemde   tek   başlarına   oynamayı   tercih   edebilirler-çünkü   empati yapamadıkları daha içedönük oldukları bir dönemdir-, inatçı olabilirler –ki bu kendi  kararlarını  verebilmeleri  ile  ilgilidir  ve  bireyselleşme  çabası  şeklinde duyulabilir-,  kendilerini  bazı  tehlikelere  karşı  koruyabilirler,  oyun  kurmaya başlamışlardır   hayalgücü   oyunlarına   eşlik   eder,   cinsiyetlerini   tanımaya başlarlar. 

4-6 yaş arası dönem çocuğun cinsel kimliğini kazandığı dönemdir.’’Çocuğun bedenini tanıması ve kontrol altına alması bu dönemde önem taşır. Cinsel organa ve cinsel ilişkiye  merakı  artar  ve  çocuğun  organlarıyla  oynama  gibi  davranışlar  sergilediği gözlemlenebilir.  Ayrıca  çocuklarda  karşı  cinsten  olan  ebeveyne  karşı  düşkünlük vardır.’’

  • Bu dönemde inatçılık azalmaya başlar.
  • Puzzle oynayabilirler, kalem tutabilirler, dikdörtgen, daire, üçgen ve kare çizebilirler, ip atlayabilirler, merdivenlerden ayak değiştirerek inebilirler.
  • Bedenin parçalarının adlarını söyleyebilir, gösterebilirler, resimde eşleştirebilirler, dün-bugün-yarın gibi zaman kavramlarıyla konuşabilirler, sayıları bilirler 20ye kadar rahatça sayabilirler- zihinsel gelişime bağlı olarak-, haftanın günlerini sayabilirler, nesneleri rengine-şekline-boyutuna göre ayırabilirler.
  • Özbakım becerileri gelişmiştir, kendileri giyinebilir, soyunabilirler. El yüz temizliği yapabilirler. Tuvalet ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilirler. Dişlerini fırçalar, saçlarını tarayabilirler. Hava şartlarına göre kıyafet seçimi yapabilirler.
  • Kendi cinsiyetlerini bilirler ve cinsiyetleri ile ilgili merak dolu oldukları dönemdedirler.
  • Gün içinde yaşadıklarını rahatça anlatabilirler. Soyut ifadeleri anlayabildikleri döneme gelmişlerdir.
  • Hata yapmasına fırsat verilmelidir.
  • Kendi sınırlarını öğrenmeleri gereken dönemde oldukları için hatalar olacaktır.
  • Çocuk anne-babasının arzusundan yola çıkarak kendi sınırlarını tanımaya başlar.Ebeveyn  tarafından  çocuğa  ‘yapabilecekleri’  ile  ilgili  bilgi  verilmeli  ve  çocuk cesaretlendirilmelidir. Bir diğer önemli nokta da anne baba ile özdeşim kurulan dönemde ebeveynin nasıl bir örnek olduğudur.
  • Sorumluluk sahibi olmayan ebeveynler çocuklarından bunu beklememelidir.
  • Küçük yaştan itibaren çocukları birey olarak görmek ve karar verme olanağı sağlamak gerekir. Kararlarına duyulan saygı gelişimlerine katkı sağlar ve kendilerini  tanımalarına  zemin  oluşturur.  Karar  verme  yetisi  sorumluluk almasını kolaylaştırır.
  • Cinsiyetçi konuşmalardan ve ayrımlardan kaçınılmalıdır. Bireylerin sorumlulukları cinsiyetle belirlenmez.
  • Çatışmadan kaçmak için kabul edilemez davranışların üzerine konuşmamak problemlere yol açacaktır, mutlaka konuşmak gerekir çünkü bu,çocuğun sınırları öğrenmesini sağlayacaktır.
  • Her  koşulda  ve  her  fırsatta  sevildiğini  duyması  gerekir.  Bunu  bildiğini varsaymadan sık sık dile getirmek gerekir.

Ebeveyn  olarak  ‘’tamamlayıcı’’  değil,  gerektiği  yerde  ‘’toparlayıcı’’  olmak sorumluluk kazanmasında, sorumluluğu kazanırken hataları deneyimlemesine olanak  sağlayacağından  hem  sınırlarını  tanıyan,  hem  hatalardan  sonra toparlanmayı bilen bireyler yetişmesine olanak sağlayacaktır.

Anne eğer sorumluluk vermiyor, ihtiyaçlarını her koşulda karşılamaya ve her anlamda  tamamlamaya  devam  ediyorsa,  bu,  istemsiz  de  olsa  çocuğun kendisine bağımlılığını sürdürmek istiyor şeklinde duyulabilir. Bu annenin kendi tarihi ile ilişkilidir. Sorumluluk verilmemesinin ‘sorunluluk’ durumunu getirmesi olasıdır.

‘’Çok az şey,  bir insana sorumluluk vermek ve ona güvendiğinizi belli etmek kadar onun gelişmesine hizmet eder.’’B.T. WASHİNGTON

 

KAYNAKÇA

1.Zizek, S. “Kırılgan Temas” Metis . İstanbul .2002b ;41

2.Deutsch, M. ve Krauss, R.M. (1972). Psikoseksüel Gelişim Evreleri ;226,227

Uzman Klinik Psikolog Şeyma AĞAR

Sosyal medyada paylaşın...
Share on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin
Share on Tumblr
Tumblr
Share on VK
VK
Top
Whatsapp