ÇOCUKLARDA DİKKAT DAĞINIKLIĞI VE ÇÖZÜMLERİ

Dikkat dağınıklığı günümüz sorunlarından biri haline geldi. Hemen hemen her yaşta görülen, hayatımızı zorlaştıran bu sorun nasıl anlaşılır? Her unutkanlığa dikkat dağınıklığı diyebilir miyiz? Bazen ihmal ve kafa karışıklığını dikkat dağınıklığı ile karıştırıyor olabilir miyiz? Hele de çocuklar söz konusu olunca bazen kuralsız yaşam, bazen fazla teknolojik alet kullanımı ve evde yanlış uygulamalar çocukların tepkilerinde azlık ya da çocuklarda tepkisizlik şeklinde kendisini gösteriyor.

 

Dikkat dağınıklığı şüphesi sizi harekete geçiren ‘bir sorun var’ demenizi ve çözüm üretmenizi sağlayan bir dürtüdür. Dikkat dağınıklığı; çocuğunuzda ismi söylendiğinde tepki vermeme, göz kontağı kurmadan konuşma, nesneyi gözle takipte zorlanma, kalabalık yerlerde huzursuzluk, kendisinden istenen nesneyi bulamama, söylenen komutlara uyamama, iletişim bozuklukları, yaşıtlarına göre bazı gelişim aşamalarında gerilik şeklinde kendisini gösterebilir. Bu belirtilerin tümü ya da birkaçı çocukta gözlenebilir.  Bu davranışlara ek olarak başka davranışlar da geliştirebilir.

ÇOCUKLARDA GENEL DİKKAT DAĞINIKLIĞI

Dikkat dağınıklığını hayatımızın dışından gelen ya da çocuğun mizacında var olan bir problem olarak görmeden ev içi, okul kurallarımızı tekrar gözden geçirerek çözümün ilk basamağına destek verebiliriz.

 

  • Televizyonu kapatın. Çünkü;

Çocuğun günlük hareket ihtiyacını kısıtlar. Buna bağlı olarak hareket etmeyen beden yeterli oksijen alamaz. Organları gerekli gelişimi sağlayamaz.

Televizyon, içerisindeki renk algoritması sebebi ile çocuklarda beyin hastalıklarının ortaya çıkma olasılığını arttırır.

Göz kaslarında zayıflama, aydınlık-karanlık geçişlerinde net görmeme, çeşitli göz kusurlarının başlangıcını oluşturur.

Dikkat dağınıklığı, tahammülsüzlük, iletişim sorunlarına büyük oranda sebebiyet vermektedir.

 

  • Tableti yasaklayın. Çünkü;

Tablet kesinlikle televizyondan daha tehlikeli. Yatarak, uzanarak ya da boynunu göğse doğru (kambur duruş) eğerek oksijen geçini saatlerce engeller. Bol oksijen alarak tertemiz duru bir zihinle yetiştirebileceğimiz çocuğumuz için büyük bir tehlike oluşturur.

Göz kasları daha büyük bir zarara uğrar. Televizyon kadar uzakta değil sadece bir karış önünde duran tablet göze aşırı ışık vererek büyük tahribat bırakır.

Bu durum hem gözü hem beyni olumsuz yönde etkilenmesine neden olur.

Çocuğunuz çok daha sinirli, tahammülsüz olur ve hareketsizlikten dolayı çocuğunuzun iştahsız olmasına sebebiyet verir.

 

  • Telefonla oynamasını yasaklayın. Çünkü;

Televizyon ve tabletin tüm olumsuz yönleri telefon için de geçerli ve radyasyon oranı ikisinden de fazladır. Telefon Graham Bell’in icat ettiği kadar masum kalmamıştır. Görseller gözün dayanamayacağı kadar parlak, hareketsiz kalmak için de ideal tasarlanmış. Ve bu denli küçük bir teknoloji aracına mümkün olduğu kadar yakından bakıyoruz. Bu göz kaslarımızın hareketlerini kısıtlayarak görme mesafesini ve alanını kısaltır. Kısa mesafede görme kalitesini düşürür.

 

  • Tasarruflu ampul kullanmayın. Çünkü,

Stadyum aydınlatmak için üretilmiş ışıklar evimizi aydınlatmak için kesinlikle uygun değildir. Tek merkezden aşırı aydınlık ışık sizin ve tüm aile üyelerinin sinir hücrelerini, beyin ve göz sağlığını bozar. Tıpkı televizyon, tablet, telefonda olduğu gibi beyin, sinir hastalıkları, tahammülsüzlük, depresyon, dikkat dağınıklığına sebebiyet verir.

Evi gün ışığı denilen sarı ampul kullanarak aydınlatın. İstediğiniz kadar yüksek watt arttırabilir ve birden fazla yerde aydınlatma (aplik, köşe lambası, abajur) kullanabilirsiniz.

 

  • Pastane açması, poğaçası yedirmeyin. Çünkü;

Ciddi hazımsızlık yaşayacaklar ve bu durum onların algılarını kısa süreli felce       uğratacaktır. Yani hazımsızlık çeken çocuk, okulda okul etkinliklerini reddeder, uykulu bir hal alır, iletişim kurmaktan kaçınır.

 

  • Çamaşır suyu, yumuşatıcı kullanmayın. Çünkü;

Çocuğun önüne yemek için bir şey koyduğunuzda kokusunu alır, tüm bedeni o yiyecek için hazırlanır. Beyin kokuyu yorumlayıp mideye iletir mide yiyecek için uygun salgıyı hazırlar. Bu tarz kimyasal maddeler çocuğunuzun burnundan içeri sinsice girer ve onu adeta kilitler. Kimyasal maddelerin ağız yoluyla alındığında ne tür zarar vereceğini siz de bilirsiniz. Mide, bağırsak, böbrekler ve insan suyu olan kan kristalleri bozulacaktır. Kan nereye ulaşıyorsa (tüm vücut) orada tahribat oluşturur.

 

ÖZEL EĞİTİM UZMANI HATİCE ÇOKAN

 

Sosyal medyada paylaşın...
Share on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin
Share on Tumblr
Tumblr
Share on VK
VK

Bir cevap yazın

Top
Whatsapp