Etkili İletişim “Seni Duyuyorum Diyebilmekte”

En uzak mesafe ne Afrika’dır, ne Çin, ne Hindistan

Ne seyyareler, ne de yıldızlar geceleri ışıldayan…

En uzak mesafe;  iki kafa arasındaki mesafedir

Birbirini anlamayan…

Can Yücel

Bir psikolog olarak seanslarımda danışanlarımı, özel ve sosyal hayatımda insanları gözlemlediğimde şunu görüyorum: Her insan iletişime ihtiyaç hissediyor. Bunun için yuva kurmak, çocuk sahibi olmak,  sosyal hayatta var olmak, arkadaş, komşu, çevre edinmek için uğraşıyor. Fakat ne oluyor ki bazılarıyla çok iyi anlaşırken bazılarıyla anlaşamıyoruz. Yuva kuruyor, eşimizle anlaşamıyor, çocuk sahibi oluyor, çocuklarımızla anlaşamıyor, ebeveynimizle, kardeşlerimizle, arkadaşlarımızla…

 

En mühimi de sevdiğimiz insanlarla neden anlaşamıyoruz?

Konuşmamıza, kendimizi anlatmamıza, karşı tarafın konuşmasına, kendini anlatmasına, anlaşılmak için çırpınmamıza rağmen niye anlayamıyoruz birbirimizi? İletişimin amacı anlamak, anlaşılmakken neden anlamamak için dinliyor, anlaşılmamak için konuşuruz?

Hatta anlaşılmak için sesimizi yükseltmemize, söylemek istediklerimiz muhatabımıza ulaşsın diye jest, mimik ve davranışlarımızla teyit etmemize rağmen neden amacımıza ulaşamıyoruz?

İşte cevabı…

Anlamak için dinlemiyor…

Anlama niyetiyle dinlemediğimiz  için anlayamıyor…

Anlayamadığımız için duyamıyor, duyulamıyoruz…

Sonuç olarak anlaşamıyoruz.

Peki nedir bunun çözümü?

Dinlemek… Ama sadece anlamak için dinlemek. Önce onu dinlemek, kendimize geçmeden, savunmadan, amalara kaçmadan…

Nasihat vermeden, uyarmadan, akıl vermeden, suçlamadan, eleştirmeden, yargılamadan, ahlak dersi vermeden, utandırmadan, kırmadan, kızmadan…

Bir uygulama yapmaya ne dersiniz?

Durum:

“Öğretmenime çok kızgınım. Ödevi yapmadık diye bize kızıyor”.

Cevabınız ne olurdu?

…………………………………………………………………

Ödevini yapmazsan kızar tabi. (Suçlama)

Sende ödevini yap.(Nasihat verme)

Aaa çok ayıp öğretmenin çok hoş biri.(Kendi fikrini söyleme)

Kızmakta haklı tabi. (Yargılama)

Öğretmenlere kızılır mı?(Eleştirme)

Sana kaç kere ödevini yapmadan okula gitme dedim.(Kızma)

Demek ödevini yapmadın. Hakketmişsin.(Yargılama)

Ben sana demiştim, ödevini yap, diye. (Kendine geçme)

 

Bu ifadelerden birini kullandıysanız iletişim hatası yaptınız, muhatabınızı anlamadınız, duygusunu bastırdınız ve iletişimi kilitlediniz demektir. Peki ne yapabiliriz?

  1. Önce anlamak için dinlemeye çalışın.
  2. Anladığınıza yorum katmadan aynen geri bildirimde bulunun.
  3. Konuşan kişinin duygularını ifade edin.

Durum:

“Öğretmenime çok kızgınım. Ödevi yapmadık diye bize kızıyor”.

  • Demek öğretmenine kızgınsın.
  • Evet çok kızgınınım, bir kerede ödev yapmadık diye o kadar kızılır mı? Ödevi yapınca hiç güzel bir şey demiyor, yapmayınca da kızıp duruyor.
  • Bu durum seni biraz kızdırmış, biraz da üzmüş.
  • Evet, hem kızdım hem de üzüldüm.

Bu diyalogta hem muhatabınızı anlamış, önemsemiş, size güven duymasını sağlamış oldunuz. Onun kendisini ifade etmesine, duygularını tanımasına ve paylaşmasına fırsat vermiş oldunuz. En önemlisi de iletişim kurmuş, sorunu çözme konusunda işbirliği yapmaya zemin hazırlamış oldunuz. Karşınızdakini dinlediğiniz, önemsediğiniz, kendini ifade etmesini sağladığınız için sizi dinlemesi ve anlaması için yol açmış oldunuz. 

Dinlemek Sorunları nasıl Çözer?

İnsanlar bazen sadece duyulmak ve anlaşılmak isterler. Duygusunu ifade eden ve anlaşıldığını hisseden kişide rahatlama olur. Kişi önemsendiğini hisseder, neyden rahatsız olduğunu, ne istediğini, ne istemediğini fark etmeye başlar. Duygularını tanımayı ve ifade etmeyi öğrenir. Özellikle çocuklar duygularını tanımadıkları için ( bu bazı yetişkinler içinde geçerlidir) kendilerini duygusal reaksiyonlarla, dolaylı yollarla ve davranışlarla ifade etmeye çalışırlar. Bu durum onu da muhatabını da zorlar. Konuşmalar anlaşılmak için dinlendiğinde ihtiyaç daha kolay anlaşılmış ve sorun çözülmüş olur.

Anlaşılmayan ve ifade edilmeyen duygular yok olmazlar. Aksine daha çok büyürler. İnsanoğlu sorununun ve duygusunun yüküyle dolu olduğu zaman çözüm, öneri ve eleştirilere kapalıdır. Kişi duygusunu ifade ettiği ve anlaşıldığı zaman kendinden muhatabına, sorundan çözüme geçmeye başlar.

Kendini ve duygularını ifade ettiği zaman duyulduğunu hisseden kişi ile dinleyen kişi arasında ilişki gelişir, söyledikleri dinlenen kişi muhatabını dinlemeye, duymaya başlar. Aralarında paylaşım başlar. Kişi soruna yönelik karşıdan gelen çözümlere açık olur. Hatta duygularının yükünden sıyrıldığı için çözüm bulma sorumluluğu alır.

Beklentinin anlaşılması ve ifade edilmesi ile karşılanması kolaylaşmış olur. Kişinin duygusal ve kişisel sınırları netleşir. Zaman, sağlık, emek ve enerji açısından kazanç sağlanmış olur.

İyi bir dinleyici olmak ve kendini doğru bir şekilde ifade etmek kadar neyi, ne zaman, nerede ve şekilde söylemenin uygun olduğuna karar vermekte çok önemlidir. Kendi meşguliyetimiz, yorgunluğumuz, yoğun duygularımız, gerginliğimiz vs varsa o an iyi dinlemeyi başaramayabiliriz. Böyle zamanlarda muhatabımıza seni dinlemek istiyorum, biraz sakinleşmeye ihtiyacım var, daha sonra konuşsak olur mu dersek hem kendimizi de önemsemiş karşımızdakine de önemli hissettirmiş hem de konuşmak için uygun zaman belirleyerek anlamayı kolaylaştırmış oluruz.

Düşüncelere dokunmanın önce gönüllere dokunmayla başladığını unutmadığımız bol iletişimli günler geçirmemiz dileğiyle…

Uzman Klinik Psikolog Ayşe Yılmaz

Bu yazı Diyanet Aile Dergisinde yayınlanmıştır.

Sosyal medyada paylaşın...
Share on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin
Share on Tumblr
Tumblr
Share on VK
VK
Top
Whatsapp