HAYATIMIZIN KONTROLÜ BİZİM ELİMİZDE Mİ?

HAYATIMIZIN KONTROLÜ BİZİM ELİMİZDE Mİ?

 

Bu soruya evet demek insanı güvende ve iyi hissettiriyor. Karar verebilme kontrolü bizde olduğunu düşündüğümüzde daha sakin ve rahat bir hayatımızın olacağına inanır ve bu hali arzularız. Kendi kararlarımızla yaptığımız işlerin olması, inisiyatifimizde kurulmuş planların varlığı bizi rahatlatır ve güvende hissettirir. Kendi kararlarımızla yaşayabildiğimiz hayat biçimi sanki hayalini kurduğumuz o muhteşem hayatın içinde olması gereken lüks bir araba gibi gereklidir zihnimizde. Bu düşünce her ne kadar hoş görünse de hayatı sürekli kendi kontrolümüzde tutmaya çalışmak zor ve yorucudur. Kontrol çabası bizi kontrolü kaybetme kaygısı ile yanlış kararlar almaya itebilir. Aynı zamanda isteklerimizin olması için hissettiğimiz kaygı bizi kontrol etme dürtüsü içerisine sürükleyebilir. Yani kontrol isteği hem çok çekici hem de bir o kadar yorucu ve zorlayıcı bir etkiye sahiptir.

 

Bu cezbedici kontrol çabası isteğine rağmen bunun zor ve yorucu olmasının nedeni hayatın bizim elimizde olmayan bir akışının olmasıdır. Bu akış doğumumuzdan itibaren ailemiz, akrabalarımız, çevremiz, sosyal ilişkilerimizle şekillenmeye başlar. Bütün bu etkileşimle birlikte büyürüz. Kendi kararlarımızı alabilmek kişinin bireyselleşme sürecinde öz benlik değerini besler. Bununla birlikte fark etmemiz gereken en önemli durum; karar ve inisiyatif alma becerimiz ile hayatın akışı arasındaki o kontrolümüzde olmayan değişimi görebilmektir. Kendi karar mekanizmamızın varlığı kadar dış çevrenin kara gücünü fark edip kendi iyiliğimize çevirebilmek onun değişimleri ve getirileri ile kabul etmekten geçer. Kabul ediş yaşanılan duruma herhangi bir duygusal anlam yüklemeden akışa izin vermek demektir.

 

Tabi bu akışta bizi üzen, yoran, zorlayan her ne ise eğer elimizden geliyor ise dönüştürmek, elimizden gelmiyor ise varlığını kabul edip, var olan bu durumda kendi iyilik halimizi sağlamaya çalışmak gerekir. Bu bizi ruhen özgürleştirir. Bu dönüşümü değiştiremediğimiz durumlarda yaşadığımız duygular bizi istemediğimiz bir ruh haline dönüştürür. Bu olumsuz duygularla baş etmeye çalışırken bir yandan da değişimi kendimiz için sağlıklı hale getirmek mümkün değildir.

 

Kararlara etki edemediğimiz durumlarda bize zarar geldiğini düşünüyorsak bu durumu kendi lehimize çevirebilecek etki ve davranışlara adım atabilmek için bize ait olmayan değişimleri fark etmeli ve kişiselleştirmemeliyiz. Her neyi yaşıyorsak olumsuz duygularla onu istediğimiz şekle dönüştüremeyiz. Kendimizi korumak ve istediğimiz dönüşümleri elde etmek için zihnimizin bu kabul edişe ihtiyacı vardır.

 

Uzman Psikolog

Merve Dökümcü Çakan

Sosyal medyada paylaşın...
Share on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin
Share on Tumblr
Tumblr
Share on VK
VK

Bir cevap yazın

Top
Whatsapp